Medyum Asya Tatlı


Havas ilmi asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ulemanın bir sır gibi gizlediği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimdir. Bu ilimde başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve kuralları vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken önemli noktalar vardır. Havas ilmi yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla gökyüzünden gelmiştir. Bu ilim arz oluşmadan evvel (İnsanlıktan önce) ruhani alemlerde melekut ve Cinler aleminde ve kullanılan bir çok gizlilikleri, esrarı ve acayipliğini içinde saklamıştır. Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana geldiğini unutmamak lazım. Bu ilmi çok eski tarihlerde yaşamış kavimler ve uygarlıklar kullanmışlardır. Bu ilmi daha öncede belirtmiş olduğum gibi ruhani varlıklar kullanmaktadır (Cinler, melekler). Bu ilmi manevi yasaları öğrenip verilen etkiyi ölçerek istemiş oldukları etkiyi yaratana kadar deneyip ilk olarak kendileri kullanmışlardır. Bu ilmi öğrenen kişiler (Hocalar) insanların ihtiyaçlarını öğrenerek gerektiği şekilde kullanmışlardır ve hala kullanılmaktadır. Kimilerine göreyse bu ilmi ruhani varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bakara suresi 102. Ayette de yazan “Harut” ve “Marut” İsimli iki meleği örnek olarak gösterebiliriz. Ancak unutulmaması gereken unsur bu manevi ilimlerin kaynağı hiç şüphesiz ki Allah (c.c) dir.
Eski kavimler ve uygarlıklar da bu ilmi manevi makamlardan ve ruhani varlıklardan hayırlı yönde insanlığa fayda sağlaması için öğrenmişlerdir. Fakat zaman içerisinde insanların aç gözlülüğü, hırsı, bencilliği, düşüncesizliği ve şeytanında maddi alemdeki hileleriyle birlikte bu ilmi kötü yönde kullanmak isteyince o insandaki rahmani sıfat kendisini dönüştürmüş ve zaman içerisinde kendisini şeytani sıfata çevirmiştir.Bakara 102. Ayeti yine örnek olarak alabiliriz. Sonrasında alimler ve ulemalar insanların bu ilmi kötü amaçlı kendi nefsi çıkarı için kullandıklarını görmüştürler ve bunu herkesin kullanmaması için saklamışlarıdır. Ve demiştirler ki “Arif olanlar anlasın, Kamil olanlar kullansın”.
Gerek ruhani varlıkların bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş olan kelamlar veya esmaları gizlemek için birtakım çeşitli şekiller, çizgiler, semboller, sayılar ve yazılar oluşturulmuştur. Bazen de sadece sayılar kullanılarak bu ilimde çok çeşitte değişikliklerde görülmektedir. Günümüzdeki bir çok bu mesleği icap edenlerde görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış bir mekanda şart ve kaidelerine riayet edilmeden yapıldığından çoğu zaman yapılan işte bir netice varılmadığı görülür. Birde işi karıştıran esas mesele bu tılsım sembol veya yazılar ilahi isimler veya semboller olmayıp ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melekut aleminde bir melek ismi olduğudur.
Bunların hiçbiri tek başına herhangi bir anlam ve ifade etmemektedirler ve bazen işleri çok daha karışık hale getirebilirler. Tılsımla gizlenen gerçek ise aslından Allah(c.c)ın ismi olarak bilinen esmalar olduğu için zaman güç ve kudret ifade ederler. Bazı sebeplerden ötürü yapılan bazı tılsımların tesiri görülmez. Çünkü bu zamana kadar hazırlanan tılsımlar etki ve anlamlarını yitirmiş semboller zaman içerisinde değişime uğramış fiziksel yada metafiziksel varlıklar değişik enerji dalgalarına kapılıp yok olmuşlardır. Bir diğer dikkat edilmesi gereken kuralda tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazdığı için günümüzde bir çoğu unutulmuş veya tahribata uğramıştır.
Bu ilimin etkisini üçe ayırabiliriz. Bunlar maddeye yani cesede dayalı etkisi, manevi yada ruha olan etkisi ve en son olarak da her ikisini kapsayan etkidir. Bu etkileri sağlamak için bunlara senin inanman gerekmektedir. Bunları senin hissetmen yaşaman gerekmektedir. Bundan anlaman gereken ise iki hal ve durum vardır. Bunlarsa inanmak ve inanmamak. İnanmak anlamından kastım rahmani olma halidir. İnanmama hali ise bunun tersidir ki içinde nefse hizmet vardır. Buda şeytani olanıdır. Burada daha fazla anlatmaya kalkarsam kafanız karışacaktır. Bende durumu özetlemek isterim. Buradan çıkacak olan sonuç dairlerdir. Birbiri içerisine geçmiş dairelerdir. Yani daireden maksat sırların sırlarla örtülü olduğunu anlatmak istedim. Bir sır kapısını geçmekle mana alemine geçtiğini zannetme, her araladığın sır kapısının arkasından karşına yeni bir sır çıkacaktır.

Copyright © 2013, Medyum Asya Tatlı